ÖZEL ÇOCUKLAR İÇİN ÖZEL İLGİ!

Kocaeli Yeni Doğan Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Elif Çini, down sendromlu ve engelli bireylerin eğitimi ile ilgili önemli bilgiler verdi.

Bu Gönderiyi Paylaş

Yapılan araştırmalar sonucu down sendromu her 800 doğumda bir görülüyor. Türkiye'de yaşayan ise yüz binden fazla down sendromlu birey olduğu düşünülüyor. Bu konu ile ilgili profesyonel bir kurum olan Kocaeli Yeni Doğan Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin müdürü Elif Hanım ile samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Elif Hanım, bu bireylerin eğitimlerinin önemi ve hassasiyeti hakkında önemli noktalara değindi.

  Öncelikle kurumunuz hakkında bilgi verir misiniz?

   ''Kurumumuz 2005 yılından itibaren faaliyet göstermekte. Kurucumuz Nezahat Çini, kendisi eğitimci olmamasına rağmen çocukları ve eğitim işini çok sevdiği için gönüllü olarak bu işe giriyor. O dönemler engelli bireyler tuhaf bakışlara maruz kaldıkları için genellikle evlerinden çıkmaya çekiniyorlardı. Sokak sokak gezerek bu bireyleri tespit ettiler. Raporlandırma süreçlerini tamamlayıp eğitimlerini başlattılar. O zamanlar ile şuan arasında oldukça büyük fark var çünkü o zamanlar Özel Eğitim Okulu olarak başladık fakat yönetmelikler değişti ve 2015 yılında Rehabilitasyon merkezi olduk. Artık bireysel eğitim veriyoruz.''

  Nasıl eğitimleriniz oluyor?

   ''Çocuklara devletin verdiği aylık sekiz saat bireysel eğitim, dört saat grup eğitimi var. Grup eğitimi onların yaşlarına uygun, aynı kazanımların olacağı çocuklardan oluşan eğitimler. Bu sekiz saatlik bireysel eğitimi bize her yıl Rehberlik Araştırma Merkezi veriyor. Kurumumuz da psikoloğumuz, özel eğitimcilerimiz ve velilerimiz ile beraber nasıl bir eğitim vereceğimizi planlıyoruz. Bazen altı ay boyunca diş fırçalama eğitimi verdiğimiz bile oluyor. Tamamen çocuğun ihtiyacına yönelik. Toplantılarımız da raporda yazmayan fakat bizim tespit ettiğimiz neler var diye soruyoruz. Eğer kurum uygun görüyorsa ailenin de onayı ile fizik tedavi imkanımız da var, bizi diğer kurumlardan ayıran da bu. Bizimle eğitime başlayan çocuklar yıllar sonra da bizimle beraber oluyorlar çünkü biz burada bir aileyiz. Yeri geldiğinde banyosunu yaptırıyoruz yeri geldiğinde berbere götürüyoruz. Bazı çocuklarımız kendilerine dokunulmasından, temas edilmesinden hoşlanmıyor. Bu çocuklarımıza duyu bütünleme dersleri veriyoruz. Vücut bütünlüğünü ve farkındalığını arttırmaya yönelik yapılan ve uzmanlar tarafından yapılması gereken bir şey bu. Burada görsel, işitsel ve dokunsal olarak çocuğa hitap ediyorsunuz. Gerektiğinde fazladan derslerimiz de oluyor. Ancak bu maalesef yeterli değil. Ailelerin de bize uyum sağlaması, bu yolda bizimle beraber yürümesi çok önemli.''

Aileler bu konu da sizce yeterince bilinçli mi?

''Bu çocukların çok erken yaşta tespit edilmesi lazım. Maalesef aileler yeterince bilinçli değil. 'Bekleyelim, zaten babası da geç konuşmuştu.' diyerek çocukların geç tespit edilip eğitimlerinin geç başlamasına neden oluyorlar. Doğru eğitim alındığında ilerleme görüyoruz ancak bu bir süreç, adım adım ilerliyoruz. Aileler bu konu da çoğu zaman sabırsız davranıyor. Ve maalesef aileler, çocukları biz ve bizim gibi kurumlar da eğitim gördüğünde endişeleniyor. Hayat boyu çocuklarının karşısına çıkacak, iş hayatını etkileyecek sanıyorlar. Oysa çıkan raporların süresi dolduktan sonra herhangi bir etkisi yok, tıpkı reçete gibi. Ancak doğuştan engelli bireylerin raporları için aynı şeyi söyleyemeyiz. Birçoğunun raporu hayat boyu sürer. İşe girecekleri zaman da engelli kadrosundan girerler. Ailelerin yanı sıra toplumsal bilinç de çok önemli. Maalesef günümüz de akran zorbalığı çok fazla. Diğer ailelerin de çocuklarını bilinçli eğitmesi ve artık bu bireylere tuhaf bakışlarla bakılmaması bilincini vermek gerek.'' 

 Bu işin zorlukları neler?

 ''Her işin olduğu gibi bu işin de zorlukları var. Bizi bir sağlık personeli olarak düşünebilirsiniz. Gece uyurken bile velilerimiz arayabiliyorlar ve acil müdahale etmemiz gerekebiliyor. Belirli saatlerimiz yok. Güvenliği daima sıkı tutuyoruz. Bu işi 'dersimi anlatıp evime gideyim' diye düşünen biri yapamaz. Maddiyat için yapılabilecek bir iş değil. Kolay olmadığı için de bu yerler gerçekten işini seven, gönül veren kişilerin elinde.''

 Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı Elif Hanım?

 ''Dediğim gibi bunlar çok özel çocuklar. Lütfen artık toplum olarak onlara şaşkın gözlerle bakmayalım, onları sevelim. Her çocuk aynı dilde gülümser, bunu unutmayalım.''

Galeri